ugrali

burnunun çevresinde beyaz serpinti bu lunan bebek (niğde).

ugrama

uğramak işi.

ugramak

yola devam etmek üzere, bir yerde, kısa bir süre kalmak.
- cine, şeytana çarpılmak (aydın, manisa, bursa, kocaeli, giresun, rize, niğde, antalya, muğla, kırklareli).
- hastalığa tutulmak (niğde).

ugrama olmak

cine, şeytana çarpılmak (istanbul).

ugrara gelmek

cin, peri tarafından çarpılmak (ordu, erzurum, sivas).

ugrasa

hastalığa, periye, cine karşı okuyup üfletme, afsunlama (içel, antalya, muğla).

ugrasi

uğraşılan şey, iş güç, meşgale.

ugrasma

uğraşmak işi.

ugrastirmak

uğraşmasına yol açmak.

ugratma

uğratmak işi.

ugratmak

uğramak işini yaptırmak, uğramasına sebep olmak.

ugrulamak

hırsızlıkla ele geçirmek, çalmak, sirkat etmek.

ugruluk

uğrunun yaptığı iş, hırsızlık, sirkat.

ugrun

gizlice

ugrun ugrun

gizli olarak, gizli gizli, gizlice.

uguldama

uğuldamak işi.

uguldamak

sürekli boğuk ve kalın ses çıkarmak.

ugultu

gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi.

ugultulu

uğultusu olan, uğultu çıkaran.

ugumsuz

döl döş vermeyen, çocuğu, özellikle oğlu olmayan (niğde).